FİLLER VE ÇOCUKLAR ASLA UNUTMAZ.
- pskcansutasdemir
- 12 May 2021
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 Eyl 2025

Kimimiz bazı olayları çok net hatırlarken, kimimiz için hatıralar sisli kalır. Bunun nedeni belleğin tek katmanlı bir yapı olmamasıdır. Belleği katmanlardan oluşan bir tabaka gibi düşünürsek, örtük bellek (implicit memory) doğum öncesi dönemden itibaren kayıt tutmaya başlar. Bu bellek türü, sözel dil gelişmeden önce yaşanan deneyimleri kelimelerle değil; duygusal ve bedensel izler halinde depolar.
Dolayısıyla, çocuklukta yaşanan ve yetişkin gözüyle önemsiz görülebilecek küçük olaylar bile çocuğun örtük belleğinde derin bir yer bulabilir. Bir bakış, bir ses tonu ya da bir temas şekli, çocuğun iç dünyasında kalıcı bir iz bırakabilir.
Örtük bellek yalnızca hatıraların depolandığı bir yer değil, aynı zamanda bireyin ruhsal yapılanmasının temelini oluşturan bir alandır. Bilinçdışına en yakın katmanlardan biri olarak işlev görür. Dolayısıyla erken dönemde yaşanan travmalar, sözel olarak hatırlanmasa bile ruhsal yapıda tekrar tekrar sahnelenir. Yetişkinlikte ortaya çıkan yoğun kaygı, öfke patlamaları ya da ilişki zorlukları, bu erken deneyimlerin yeniden üretiminden kaynaklanabilir.
Byron’ın sözleri bu noktada oldukça anlamlıdır: “Filler ve çocuklar asla unutmaz.” Çocukların belleği yetişkinler gibi sözcüklerle değil, daha çok duygular ve davranışlar üzerinden işler. Bu nedenle onlar için yaşanmış hiçbir deneyim bütünüyle kaybolmaz. Travmatik anılar bazen bir oyun senaryosunda, bazen beklenmedik bir öfke patlamasında ya da yoğun bir kaygı tepkisinde kendini gösterir. Çocuklar unutmaz; yalnızca hatırlama biçimleri farklıdır. Sözcükler yerine bedenleri, duygusal tepkileri ve davranış örüntüleri aracılığıyla yaşadıklarını ifade ederler.



Yorumlar