top of page

Psikanalitik/ Psikodinamik Terapi




Erken çocukluk yaşantıları tüm hayatımız üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Özellikle 0–6 yaş döneminde anne, baba ya da temel bakım verenle kurduğumuz ilişkiler, ileriki yıllarda başkalarıyla kurduğumuz ilişkilere de yansır. Mesela, çocukken kendini yeterince görülmeyen ya da önemsenmeyen biri gibi hisseden bir kişi, yetişkinlikte arkadaşlıklarında, romantik veya iş ilişkilerinde de aynı duyguyu yaşayabilir.

Terapide bu duygular bir noktada terapistle kurulan ilişkiye de taşınır. Danışan, geçmişte yaşadığı değersizlik, ihmal edilme ya da reddedilme hislerini terapistine de aktarabilir. Terapist bu aktarımı hemen yanıtlamak yerine dikkatle gözlemler, birlikte anlamaya çalışır. Böylece kişi, ilişkilerinde tekrar eden kalıpları fark eder ve değişim süreci başlar.

Psikanalitik psikoterapide terapist tarafsızdır. Yönlendirme yapmaz, öğüt vermez; danışanın iç dünyasını ortaya koyabilmesi için güvenli bir alan sağlar. Terapideki sessizlik de pasif değil, aksine danışanın kendi düşüncelerine ve duygularına yer açan aktif bir sessizliktir.

Bu süreçte kullanılan temel yöntemlerden biri serbest çağrışımdır. Danışan, aklına gelenleri sansürlemeden paylaşır. Böylece farkında olmadığı duygular, düşünceler, rüyalar, dil sürçmeleri ya da küçük davranışlar aracılığıyla bilinçdışı açığa çıkar.

Psikanalitik psikoterapide en önemli unsur, terapistle kurulan ilişkidir. Terapiste karşı zaman zaman farklı duygular hissedilebilir: güven, öfke, hayal kırıklığı ya da sevgi. İyileştirici olan, bu duygular değişse bile terapötik ilişkinin sürmesidir. Bu süreklilik, kişinin gerçek hayattaki ilişkilerinde de daha sağlam ve dengeli bağlar kurmasına yardımcı olur.

Photo 1. Freud’s couch, central to psychoanalytic treatment.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Yazı: Blog2_Post
bottom of page